KREŞE BAŞLAYAN ÇOCUKLARIN SAĞLIĞI

Okul öncesi eğitimin çocuk gelişimine katkısı artık tartışmasız kabul edilmektedir. Çocuğun algılama ve öğrenme yeteneği bu dönemde çok yüksektir. Sosyal yaşama adaptasyonda bu dönem de gerçekleşir, Çocuklarda 4-5 yaşlarında arkadaşlarıyla oyun oynama ihtiyacı vardır. Oyun çocukların öğrenme şeklidir.

OKULA UYUM
Evde tüm ihtiyaçları karşılanan korunup kollanan çocuk okulla birlikte tek başına sorunlarla baş etmeyi öğrenecektir. Bazı kurallara uymayı, yemek yeme, tuvalete gitme gibi ihtiyaçlarını kendi başına halletmeyi öğrenir.
Ne kadar iyi hazırlanmış olursa olsun her çocukta bu yabancı ortama uyum güçlükleri yaşanabilir. Bu süreçte anne babanın ve öğretmenlerin yaklaşımı çok önemlidir. Ebeveynlerin korku ve endişelerinin çocuğa yansıması, çocuğun anne babadan ayrı kaldığında başına bir şeyler gelebileceği korkusunu yaşamasına, anne babanın kendisini terk edeceği korkusu okul fobisi gelişmesine neden olabilir.
Anne babanın sakin ve sabırlı bir şekilde davranması, çocuğun duygu ve düşüncelerini anlayıp çocuğun anlayabileceği bir dille okula niçin gittiğini anlatması yararlı olacaktır. Okul fobisi yaşayan çocuklarda baş ve karın ağrısı, bulantı, altını ıslatma gibi sorunlar olabilir. Bu çocuklara anlayışla yaklaşmak gerekir, kızmak ve zorlamak çözüm getirmez. Gerekirse bir psikologdan yardım alınabilir.

ENFEKSİYONLAR
Çocukların kalabalık ortama girmesi ile enfeksiyonların görülme sıklığı genellikle artar. Solunum yolu enfeksiyonları genellikle öksürük ve hapşırıkla havaya karışan damlacıklarla bulaşır. Bu nedenle hasta çocuklar okula gönderilmemeli, uygun olduğunda açık havada vakit geçirmeleri sağlanmalı, kreşin odalarını havalandırmaya özen gösterilmelidir. Eller de hastalık bulaşmasında önemli bir faktördür. Çocuklara da el temizliği öğretilmelidir.
Hastalıklardan korunmak için aşılar öncelikle yapılmalıdır. Rutin aşı takvimi dışında pnömokok ve grip aşıları önerilir. Pnömokok aşısı genellikle zatürre aşısı olarak bilinir; pnömokok adlı bakteri çocuklarda solunum yolları enfeksiyonları, orta kulak enfeksiyonu, menenjit gibi hastalıklara neden olabilir, 2 yaş altındaki bebeklerde ağır hastalıklara neden olabilir. Son 3 yıldır ülkemizde de aşısı bulunmaktadır. Aşı 2 aydan büyük bebeklere yapılabilir. 9 yaşına kadar uygulanabilir.
 Grip aşısı 6 aydan büyük bebeklere yapılabilir. Özellikle risk grubundaki çocuklara yapılması önerilir. Risk grubu astım, kalp hastalığı veya diabet gibi kronik hastalığı olanlar, bağışıklık sistemi bozukluğu olanlar, uzun süreli aspirin kullananlardır. Çocuklar ve 65 yaş üzerindekilere de rutin uygulama önerilmektedir. ABD gibi bazı ülkelerde rutin aşı takvimine alınmıştır.
Bunun dışında suçiçeği, hepatit A gibi bulaşıcı hastalıklara karşı da aşılama önerilir. Bu aşılar henüz Sağlık Bakanlığı’nın aşı takvimine girmemiştir. Suçiçeği vücutta vezikül denen su dolu döküntüleriyle seyreden kaşıntıya neden olan bir hastalıktır. Bulaşıcılığı çok yüksektir. Nadir de olsa ağır komplikasyonlara yol açabilir.
Hepatit A ise bulaşıcı sarılık olarak bilinen virüstür. Daha çok tuvaletlerden ve iyi yıkanmamış ve pişmemiş yiyeceklerden bulaşır. Kronikleşme olmasa da bazı çocuklarda ölümcül olabilecek kadar ağır seyredebilir.
Suçiçeği ve hepatit A aşıları 1 yaşından sonra yapılabilir, uygulama yaşı için üst sınır yoktur.

BESLENME
Büyüme gelişmenin devam ettiği bu yaşlarda beslenmenin de dengeli bir şekilde olması sağlanmalıdır. Çocuklar bu yaşlarda abur-cubur diyebileceğimiz şeker çikolata cips gibi yiyeceklere ve fast  food gıdalara eğilimlidir. Fazla kalorili ve tuzlu olabilen bu yiyecekler çocuklarda ileriki yaşlarda obesite, hipertansiyon gibi olumsuz sonuçlara yol açabilir. Katkı maddesi içeren yiyecek ve içeceklerden mümkün olduğunca kaçınılmalıdır.
 Kolalı ve gazlı içecekler kalsiyum emilimini engellediği için kemik gelişimini olumsuz etkiler. Süt, yoğurt, ayran peynir gibi kalsiyum içeren besinler gün içinde çocuğa sunulmalıdır, günde 2 bardak süt ve eşdeğeri gıdalar alması önerilir. Protein kaynağı olarak yumurta, tavuk, kırmızı et ve balık,  bitkisel proteinlerden ise baklagil grubu 1 porsiyon verilmelidir.
Karbonhidratlar da enerji kaynağı olarak gereklidir. Öğünlerde ekmek, pilav, makarna gibi besinler çocuğun ihtiyacını karşılayacak miktarda verilir. Şeker, çikolata gibi çabuk emilen şekerler yerine nişasta (pirinç, patates) ve tahıl grubundan alınan karbonhidratlar daha yararlıdır. Kurutulmuş meyveler de ara öğünlerde verilebilir.
Sebze ve meyve yeme alışkanlığı çocuklara kazandırılmalıdır. Vitamin kaynağı olması nedeniyle ara öğünlerde meyve veya meyve suları, öğünlerde 1 kez sebze veya salata verilmesi önerilir.
Badem, ceviz, fındık gibi çerezler omega 3 yağ asitleri içermektedir. Günde birkaç tane verilmelidir. Yemeklerde yağ olarak zeytinyağ ve diğer sıvı yağlar kullanılabilir, tereyağ A ve D vitaminlerinden zengindir, kahvaltı da bir miktar verilmesi önerilmektedir.
Çocuklara özellikle kahvaltı olmak üzere öğün alışkanlığı kazandırılmalıdır. Çocuğun arkadaşlarıyla aynı sofrada yemek yemesi,  yemeğin aynı zamanda sosyal bir ortam olduğunu öğretir.   Bu yaşlarda doğru beslenme alışkanlığı kazanan çocuk bunu ileriki yaşlarında da devam ettirecektir.
Çocuklarımızın sağlıklı ve mutlu bireyler olması dileğiyle.

Uz Dr Hale Yener
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı
İrenbe
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Ek Bilgi